İzale-i şuyu davası, birden fazla kişinin paylı ya da elbirliğiyle mülkiyetine sahip olduğu bir taşınmaz veya taşınır üzerindeki ortaklığa son vermek amacıyla açılan bir hukuki süreçtir. Paydaşlardan herhangi biri, diğerlerinin rızasını aramaksızın bu davayı başlatabilir; mahkeme de ortaklığı ya taşınmazın fiilen bölüştürülmesi ya da satışa çıkarılması yoluyla sona erdirir.
Ortaklığın giderilmesi davaları, özellikle miras yoluyla birden fazla mirasçıya geçen taşınmazlarda ya da aralarında anlaşmazlık bulunan ortak maliklerin bir arada kalmak istemediği durumlarda sıkça gündeme gelmektedir. Sürecin hukuki boyutları, paydaş sayısı ve taşınmazın niteliğine göre önemli farklılıklar gösterebileceğinden, dava açılmadan önce konunun dikkatle değerlendirilmesi yerinde olur.
İzale-i Şuyu Davasının Amacı ve Hukuki Dayanağı
İzale-i şuyu davasının temel amacı, müşterek mülkiyetten doğan anlaşmazlıkları kalıcı biçimde çözüme kavuşturmaktır. Paylı mülkiyette her paydaş kendi payı üzerinde tasarruf hakkına sahip olsa da taşınmazın tamamı üzerindeki kararlar çoğunlukla tüm paydaşların uzlaşısını gerektirmektedir. Bu uzlaşı sağlanamadığında ortaklığın devam etmesi, taşınmazın ekonomik olarak değerlendirilmesinin önünde fiilî bir engel oluşturur.
Hukuki dayanak bakımından paylı mülkiyet, Türk Medeni Kanunu’nun 698. maddesi kapsamındadır. Söz konusu madde, hukuki bir işlem gereğince veya malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, her paydaşın malın paylaşılmasını isteyebileceğini düzenlemektedir; paylaşma uygun olmayan zamanda istenemez. Elbirliği mülkiyetinde ise —miras ortaklığı gibi durumlarda— öncelikle miras hükümlerine göre paylaşma yapılması gerekebilmekte, bu aşamada da aynı yasal çerçeve uygulama alanı bulmaktadır.
Önemli usul kuralı: 7445 sayılı Kanun ile 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davaları dava şartı (zorunlu) arabuluculuğa tabidir. Bu nedenle dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerekir; arabuluculuk aşaması tamamlanmadan doğrudan açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. Uygulamada süreç genellikle arabuluculuk görüşmeleriyle başlar; taraflar burada anlaşamazsa dava yoluna geçilir.
Dava, sulh hukuk mahkemesinde (taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde) görülür. Taşınmazların tapu kayıtları esas alınarak paydaşların tamamı davalı gösterilir ve süreç, tüm tarafları bağlayan bir karar ile sonuçlanır.
Aynen Taksim Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi
Aynen taksim, taşınmazın fiilen bölünerek her paydaşa ayrı bir parça tahsis edilmesidir. Mahkeme bu yola ancak iki koşulun birlikte sağlandığı durumlarda başvurur: taşınmazın fiilen bölünmesinin mümkün olması ve bölüm sonucunda taşınmazın değerinde önemli ölçüde bir kayıp yaşanmaması.
Uygulamada aynen taksim, arsa ve arazi gibi parçalanabilir yapıdaki taşınmazlarda gündeme gelebilmektedir. Buna karşın tek bir bağımsız bölümden oluşan daire ya da dükkan gibi yapılarda fiziksel bölünme çoğu zaman mümkün değildir; bu tür taşınmazlarda mahkeme doğrudan satış yolunu seçmektedir.
Aynen taksim için bilirkişi incelemesi zorunludur. Bilirkişi, taşınmazın imar durumunu, parsel büyüklüğünü ve bölünme sonucunda elde edilecek parsellerin bağımsız kullanıma uygunluğunu değerlendirir. Bölünmenin durum ve koşullara uygun olmadığı, özellikle taşınmazın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünemeyeceği anlaşılırsa mahkeme satış kararı verir.
Satış Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi
Aynen taksimin mümkün olmadığı ya da uygun bulunmadığı hallerde mahkeme, taşınmazın açık artırma yoluyla satılmasına hükmeder. Satış bedelinin paylaştırılması, ortaklığı fiilen sona erdirir; her paydaş payı oranında satış gelirinden pay alır.
Satış kural olarak herkese açık artırmayla yapılır; paydaşlar da artırmaya katılarak taşınmazı satın alabilir. Satışın yalnızca paydaşlar arasında artırmayla yapılması ise bütün paydaşların rızasına bağlıdır. Satışın ihaleden önceki aşamalarında, aşamanın işleyişinde ve ihalenin tescile dönüşmesindeki usul kuralları, dava sürecinin kritik bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu ayrıntılı mekanik, ilgili sayfada ele alındığından burada genel mantık düzeyinde tutulmaktadır.
Önemle belirtmek gerekir ki satış bedelinin gerçek piyasa değerinin altında kalıp kalmayacağı, uygulamada sıkça sorulan sorular arasındadır. Bu konu, aşağıdaki SSS bölümünde ayrıca yanıtlanmıştır.
Davayı Kimler Açabilir ve Süreç Ne Kadar Sürer?
Ortaklığın giderilmesi davası, paydaşlardan herhangi biri tarafından açılabilir; diğer paydaşların onayı veya dava açılmasına katılımı aranmaz. Paylı mülkiyette her paydaş bu hakka sahipken, elbirliği mülkiyetinde ilgili paydaşın önce bu hakkını kullanmaya elverişli bir konumda bulunması gerekebilir.
Süre bakımından kesin bir çerçeve vermek güçtür; sonuç, taşınmazın niteliğine, paydaş sayısına, bilirkişi süreçlerine ve mahkemelerin iş yoğunluğuna göre değişmektedir. Basit uyuşmazlıklarda birkaç ayda sonuçlanan davalar görülse de karmaşık tapu durumu, çok sayıda paydaş ya da itirazlar nedeniyle yılı aşan süreçlerle de karşılaşılabilmektedir.
Dava masrafları arasında başvuru harcı, bilirkişi ücreti ve —satış kararı verilmesi durumunda— ihale giderleri sayılabilir. Avukatlık ücreti ise somut sürecin kapsamına göre şekillenir. Hatipoğlu Hukuk bünyesinde yürütülen gayrimenkul davalarında süreç ve masraf hakkındaki değerlendirmeler, taşınmazın özelliklerine göre ayrı ayrı yapılmaktadır.
Ortaklığın giderilmesi sürecinde hukuki destek almak isteyenler için Antalya İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Avukatı sayfasını ve bu davalar başta olmak üzere taşınmaz uyuşmazlıklarını kapsayan Antalya Gayrimenkul Avukatı sayfasını inceleyebilirsiniz.
İzale-i şuyu davasında taşınmaz gerçek değerinin altında mı satılır?
Bu risk, uygulamada zaman zaman gündeme gelse de satışın mutlaka değerin altında gerçekleşeceği söylenemez. Satıştan önce taşınmazın değeri bilirkişi aracılığıyla tespit edilir; ihale, belirlenen bu değerin yüzde ellisi üzerinden başlatılır (İİK m.115). Paydaşlar da artırmaya katılarak taşınmazı satın alma hakkına sahiptir. Bununla birlikte artırma katılımının düşük kaldığı durumlarda satış bedelinin piyasa değerinin altında kalması ihtimal dahilindedir; bu nedenle sürecin usul kurallarına uygun biçimde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Ortaklığın giderilmesi davası açıldıktan sonra paydaşlar kendi aralarında anlaşabilir mi?
Evet, dava açılmış olması paydaşların uzlaşısının önünde bir engel oluşturmaz. Taraflar yargılama sürerken taşınmazı kendi aralarında paylaşmayı ya da belirli bir fiyat üzerinden satışı kararlaştırabilirler. Bu tür bir uzlaşı davadan feragat veya sulh yoluyla hukuki sonuç doğurur. Uygulamada dava açılmasının kendisi zaman zaman paydaşları müzakereye yöneltmekte ve anlaşma, ihaleden önce sağlanmaktadır.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; özellikle süreler, masraflar ve başvuru koşulları somut olayın özelliklerine göre değişebileceğinden, kendi durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

























